Sunday, April 6, 2008

HAFTANIN KİTAPLARI

Bu hafta için ilk tavsiyem Afganistan'lı yazar Khaled Hosseini'nin Uçurtma Avcısı'ndan sonra aramıza katılan romanı. Uçurtma Avcısı'nın vizyondaki filmini seyrettiniz mi bilmem ama ben iki kitabı da şiddetle tavsiye ederim.















Amaç sadece motomot yemek tarifleri okumak değilde olayın ruhunu hissedebilmek derseniz Gamze'nin kitabı sizin için de ideal olabilir. Selim İleri'nin 'Evinizin Tek İstakozu' benim kitaplığımda halen özel bir yere sahip olduğundan ben çok rahat tavsiye ettim, gerisi size kalmış...


Gelelim son zamanların trendi, kişisel gelişim mevzusuna. Malum artık iş görüşmelerinde bile sorulur oldu, kişisel anlamda kendinizi destekleme kaynaklarınız... O yüzden en azından ilaç niyetine ayda bir tane okuyun derim. Hayata dair kapılan tek bir tüyo bile yükümüzü hafifletir...


Adam Fawer'in 'Olasılıksız' kitabından nefret etmiştim. Ama ben zaten 'Secret' dan da koşarak uzaklaşmıştım. Lakin 'Empati' beni yakaladı, tam da teslimiyetçi ruh halimi besleyiverdi. Hayatta yaptıklarınızı başka bir şeylerle ilişiklendirmeye heveslendiğiniz bir dönemdeyseniz, aman kaçırmayın!

İstediğiniz Kişiye 8 Dakikada Nasıl Evet Dedirtirsiniz' kitabını okuyup da günlerce uğraşma karşılığında bile ikna konusunda sağlam bir adım atamayan biri olarak yine de Lieberman'ın kitabını okuyun derim. Hükümetlere bile destek veren biri olarak bize de bir faydası olacaktır.

Bol keyifli günler...

Thursday, April 3, 2008

HAFTA BİTTİ, BENİMKİ ŞİMDİ BAŞLAYACAK DİYORSANIZ


Eğer tüm hafta sonunu yatakta keyif yaparak geçirmek gibi bir niyetiniz yoksa size bir kaç önerim olacak.
Öncelikle yeni tanıştığım bir cafe'yi paylaşmak istedim. Geçtiğimiz haftalarda bir arkadaşımın tavsiyesi ile keşfedilmiş bir mekan. Cafe dediğime bakmayın, mekan 2 katlı ve ekstra olarak hadi burada takıl diyen kış bahçesi mevcut.
Son derece keyifli, hizmeti daha sabah kargalarla aynı saatte gitseniz bile güleryüzlü, yiyecekler harika. Sıcak bir sohbet yapıp dostlukları demlemek yada gelip geçeni kış bahçesinden seyretmek mümkün. Ayrıca çocuklar için yanınızda bir kaç oyuncak götürdüyseniz çok da problem yaratmayacak tarzda bir mekan.
Adresi derseniz, Erenköy Lacoste'un 2 bina yanı. Eğer taze demlenmiş çay ve yediğiniz nefis omletler bile sizi ayıltmazsa bir daha hiç tavsiye de bulunmamayı deneyeceğim..

Yok ben bu havada dışarı çıkacak enerjiyi bulamam derseniz, sizi diriltebilecek ve keyif verebilecek sabah reçetesi muhtemelen yatağa tepsiyle gelebilecek bir kahvaltı. Eğer bunu hazırlayabilecek birini bulma şansını bulmuşsanız, ne mutlu size. Benim size tek kıyağım tepside görmek isteyebileceklerinizi karşı tarafa bu vasıtayla iletebilmenizden ibaret olacaktır. Zaten tepside taze sıkılmış portakal suyu, iyi kalite bir çayın servis edildiği küçük bir porselen demlik, taze bir dal çiçek yoksa hiç zahmet etmeyin karşı tarafı etkilemek için diyorlar. Hazırlamak ve hazırlatmak isteyenlerin aklında bulunsun yani...

Neden bizim gemiler hiç tadilat görmez?


Ben çok fazla denizyolu taşımacılığından faydalanamıyorum ama ne zaman şöyle keyifli bir yolculuk yapayım diye binsem mutlaka hayal kırıklığı yaşıyorum. Özellikle de Eskihisar-Topçular arasında sefer yapan vapurlar beni üzüyor. Kaç liradır bunları adam gibi yenilenemenin maliyeti, yıllardır merak ediyorum.

Oğlum için geleneksel sünnet merasimine farklı bir mekan bulmak için daldan dala gezinirken yandaki resme takıldı gözüm. Almanya'da seferde olan bir nehir teknesi imiş. Ah keşke burada da benzerleri bulunsa da keyifle boğaz da dolaşabilsek..

CARLA BRUNI


Basit bir mankendi, Sarkozy'yi kafaladı ve kül kedisinin yeni versiyonu hayat buldu diye bakmayın olaya. Kadının on parmağında 10 marifet varmış...
Quelqu’un M’a Dit (Birisi bana dedi ki, türkçe meali olmakta) adlı bir albümle yıllar önce müzikseverlerin de gönlünde taht kurmuş.
Benim gibi iş güç arasında kendini kaybedip, bilgi tazelemek isteyenler için youtube emrinize amade.

http://www.youtube.com/watch?v=fMUedRUJ_HA

Wednesday, April 2, 2008

BAZEN KAZANAN OLMAK KEYİF ALMAK İÇİN YETERLİ



Fanatikliğim hiç yok, futbol kültürüm sınırlı. Lakin bu gece maç seyrederken aldığım keyfi kelimelerle ifade etmek mümkün değil.
Nasılsa işin uzmanları haftalarca yazıp çizecektir ama ben yine de yolun açık olsun Fenerbahçe demek istedim...

BİR TAŞLA İKİ KUŞ..



Malum açılıp saçılma mevsimi yaklaşıyor. Çaktırmadan forma girmek lazım.
Ama bence asıl sorun çevreye değil de, kendinize bu niyeti çaktırmamayı başarabilmek.
Beyin vücudunuzu beğenmeyip, yeniden bir imar işine girişeceğinizi farkedince sanki bir tür sabotaj şebekesi gibi çalışmaya başlıyor.
Eh, bu durumda onun da gözünü boyamak tek çıkar yol gibi.
Resimdeki göz ziyafeti beyninizle aranızda başlayacak feci sahtekar oyununun ilk safhası olabilir. Mutfağa girin, dondurma kasenize yoğurt doldurun, üzerine biraz kırık fındık serpin ve bal ekleyerek olaya noktayı koyun. Yerken beyninize güzel mesajlar göndermeyi de sakın unutmayın...

Tuesday, April 1, 2008

Merhaba Blog Dünyası


Hayatı farklı kılan ona kattıklarımızın toplamı...

Biliyorum, pek çoğunuz yoğunsunuz ve hayatın akışına kapılmış giderken küçük detayları yakalayabilmek her zaman mümkün değil... Oysa hayatı güzelleştirende tam olarak o küçücük ayrıntılar, değil mi?

İşte bende tam olarak bu noktada, küçük şeylerle hayatınızı kolaylaştırmak, belki çok zaman unuttuklarınızı hatırlatmak ve paylaşarak mutlu olmak için aranızda olmak istedim.

Keyifli bir yolculuk olmasını dilerim.